Ervah salevâtını Okumak

İmam Ebû’l-Kasim es-Sübkî hazretleri, “ed-Dürrü’münazzam fi’l-mevlidi’l-Muazzam” kitabından, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nden buyurdu:

1

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nden şöyle rivayet olunmuştur:

-“Kim, ruhlar (arasında) Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek ruhu şerifine ve kim cesedler (arasın)da Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek cesedine ve kabirlerde Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin temiz kabrine salât-ü selam okursa; mutlaka beni rü’yâda görür.

Ve kim beni rü’yâda görürse; o kişi kıyâmet gününde de beni görür.

Ve kim, kıyâmet gününde beni görürse; ben ona şefaat ederim.

Ve ben kime şefaat edersem; o kişi, benim havzumdan içer ve Allâhü Te’âlâ Hazretleri, onun cesedini cehennem ateşine haram kılar…” (Saâdetü’d-Dareyn, s. 523, Yusuf bin İsmail en-Nebhânî, Mektebüt-Tevfıkıyye)

Okunucak salevât şudur:

2

Okunuşu:   Allahümme salli ‘alâ ruhi seyyidinâ Muhammedin fil-ervahıAllahümme salli ‘alâ cesedi seyyidinâ Muhammedin Muha-mmedin fil-ecsâdi,Allahümme salli ‘alâ kabri seyyidinâ Muhammedin fil-kubûri.

Manâsı

Allâhım! Ruhlar arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin ruhuna salât-ü selâm eyle.

Allâhım! Cesedler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin cesedine salât-ü selâm eyle.

Allâhım! Kabirler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin kabrine salât-ü selâm eyle.

 


[1] 1284 (H.683) senesinde, Mısır’ın Sübk köyünde doğmuştur.

Zamanın meşhur âlimlerinden fıkıh, hadîs, usûl, mantık, tefsîr, ferâiz, nahiv ilimlerini ve tasavvuf yolunu öğrendi. Bütün gün ve gecelerinin çoğunu ilim öğrenmekle geçirirdi. Dînin emir ve yasaklarına uyan, tevâzu sâhibi, seçkin bir zât idi.

Şam’da kâdılık yaptı. Verdiği hükümlerden herkes memnun olurdu.

Dört mezhep içinde huccet, hepsinin müftîsi, hadîs âlimlerinin rehberi, kıymetli eserler sâhibi bir âlim idi. Bazı sözleri:

“Heyhât! Mescid-i Nebî ziyâret edilir de, o mescidin sâhibi nasıl ziyâret edilmez? Zâten Resûlullah efendimiz olmasaydı, bu mescidin fazîleti bilinmezdi. Eğer Resûlullah efendimiz olmasaydı, o yer mukaddes olmazdı. Orada takvâ üzere yapılmış bir mescid bulunmazdı.” “Tasavvuf yoluna giren kimse, Selef-i sâlihînin izinden gider, onlara tâbi olursa işte tasavvufta doğru yol budur.”