Namazda İhlas Sûresini İki Yüz Kere Okumak

 

Her kim iki rek’at namaz kılar. Her bir rek’atte Fâtiha-i şerîfe ve İhlâs sûresini ikiyüz kere okur.

Namazı bitirdikten sonra üç kere;21

Okunuşu:

“Ya Allâh ya Rahman ya Muhsin ya Mucmil ya Mun’i­mu ya Mutefaddılü…” der.

Sonra bu isimleri beyaz bir kâğıda yazar. Ve uyurken başının altına koyarsa muhakkak Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görür.

İmam Senûsî Hazretleri[1], “Mücerrabât”ında ve İmam Hâruşî Hazretleri de Künûzü’l-Esrâr” kitabında zikretmiştir.

Veya iki rek’at namaz kılar. Her re’katte ihlâs sûresi yüz kere okur.

Yukarıdaki duaya şunu ziyade kılar.22

“Erinî veche Muhammedin Sallallâhü aleyhi ve sellem”

 

“Allâh’ım Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek yüzünü bana göster!” diye dua eder… (Saâdetü’d-Dareyn, s. 527)

 

On İkincisi: Seyyidü’l-İstiğfâr Duâsını Oku

 

Sen akşam namazını kıldığın zaman; kalk yatsı namazına kadar hep namaz kıl. Hiç aralarında dünya kelâmı konuşma. Her iki rek’atte bir selam ver.

Bu namazın her her rek’atinde, Fâtiha-i şerîfeden sonra üç kere ihlâs sûresini oku.

Yatsı namazını kıldığın zaman evine git.

Hiçbir kimseyle konuşma. Uyumak istediğin zaman, iki rek’at namaz kıl.

Bu namazın her rek’atinde Fâtiha-i şerîfe’den sonra zammı sûre olarak İhlâs sûresini tam yedi kere oku.

Sonra selâm ver.

Selâm’dan sonra secdeye git.

Secde de yedi kere istiğfâr oku:

اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمْ وَ اَتُوبُ اِلَيْكَ

Okunuşu:

“Estağfirullâhe’l-‘azîm ve etûbü ileyk.

Büyük Allah’ımdan affolunmamı isterim ve O’na tövbe ederim.” İstiğfârını oku veya seyyidü’l-istiğfâr duasını yedi kere oku:

Yedi kere Seyyidü’l-istiğfâr duası şudur:

 

اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْحَىُّ الَّذِى لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ * اَنْتَ رَبِّى خَلَقْتَنِى وَاَنَا عَبْدُكَ وَاَنَا عَلٰى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَااسْـتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَاصَنَعْتُ اَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلٰى وَاَبُوءُ بِذَنْبِى فَاغْفِرْلِى ذُنُو بِى فَاِنَّكَ لاَ يَغْـفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ *

Okunuşu:

“Allâhümme ent’el melikül hayyüllezî lâ ilâhe illâ ente * Ente rabbî Halaktenî ve ene abdüke ve ene ‘alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü * Ebû ü leke bi ni’metike aleyye ve ebû ü bi zenbî fağfir lî zünûbii fe inneke lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.”

 

Manası:

“Allâhım! Sen, senden başka ilah olmayan diri bir meliksin. Sen benim rabbimsin. Sen yarattın beni. Ben senin kulunum. Ve ben gücümün yettiği kadar sana verdiğim ahit ve söz üzerineyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Senin nimetlerini itiraf ederim. Ve günahlarımı itiraf ederim. Günahlarımı mağfiret et. Çünkü günahları senden başka mağfiret edecek yoktur. (Sahih-i Buhâri: 5848)

 

Sonra yedi kere:

 

سُبْحَانَ ٱللَّهِ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِٱللَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْعَظِيمِ

 

Okunuşu:

“Sübhânellâhi ve’l hamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-alliyyi’l-azîm.”

 

Manası:

“Allâh’ı tesbih ve tenzih ederim. Hamd O’na mahsustur. Allâh’tan başka İlâh (Hak ma’bud) yoktur. (İsyandan) dönmek ve (itâate yönelmekte) güçlü bulunmak ancak pek yüce ve büyük (olan) Allâh’ın yardımıyla olur.”

Tesbîh duasını oku.

Sonra başını secdeden kaldır. Otur ve ellerini açarak şu duayı oku:

 

ياَ حَيُّ يَا قَيُّومُ يَاذَا اْلجَلاَلِ وَاْلإِكْراَمِ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ يَا رَحْمَنَ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا يَا اللَّهُ يَا إِلَهَ اْلأَوَّلِينَ وَاْلآخِرِينَ يَا رَبِّ يَا رَبِّ يَا رَبِّ يَا اللَّهُ يَا اللَّهُ

 

Okunuşu:

Yâ Hayyu Yâ Gayyumu Yâ Zelcelâli ve ikrâmi Yâ Erhame’r-Rahimîne Yâ Rahmânûd dünya ve’l ahireti ve Rahimehumâ Yâ Allâh Yâ İlahel evveline vel âhirine Yâ Rabbi Yâ Rabbi Yâ Rabbi Yâ Allah Yâ Allah.

 

Sonra ayağa kalk; sen yerde iken okuduğun bu duayı bir daha oku. Azîm olan Allâhü Te’âlâ Hazretleri’ne istiğfâr et ve Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne dilediğin kadar salevât oku.

Ve sonra yatağına gir. Ve sağ tarafın üzerine uyu. İnşâallah Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görürsün. (Saâdetü’d-Dareyn, s. 527)

 

Seyyidü’l-İstiğfârın Fazîleti

 

Seyyidü’l-istiğfâr için muhaddisler (r.h. hazerâti) buyurdular ki:

 

إِذَا قَالَ حِينَ يُمْسِي فَمَاتَ دَخَلَ الْجَنَّةَ أَوْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَإِذَا قَالَ حِينَ يُصْبِحُ فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ مِثْلَهُ

 

Bu istiğfâri gecelediği zaman okuyan kişi cennete girer veya cennet ehlinden olur. Ve sabaha girdiği zaman bu duayı okur ve o gün vefat ederse; onun gibidir (kendisine cennet vardır).” (Sahih-i Buhâri: 5848)

 

لَا يَقُولُهَا أَحَدُكُمْ حِينَ يُمْسِي فَيَأْتِي عَلَيْهِ قَدَرٌ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ إِلَّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَلَا يَقُولُهَا حِينَ يُصْبِحُ فَيَأْتِي عَلَيْهِ قَدَرٌ قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ إِلَّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ

“(Ey ümmet ve ashabım) sizden biriniz bunu (seyyidü’l-istiğfârı) akşam vakti okur da üzerine kaderi gelir; sabahlamadan önce (vefat ederse) okuyana cennet vacip olur. Ve bir kişi, sabah vakti bunu okur ve üzerine de kaderi tecelli eder; akşam vaktinden önce vefat ederse; kendisine cennet vacip olur…” (Tirmizi: 3315)

 

Seyyidü’l-istiğfârı okuyup ölen kişiye cennet vâcip olur. (En-Neseî: 5427)

 

Seyyidü’l-istiğfârı okuyan kişi aynı gün veya gecesinde vefât ederse cennete girer… (Ebû Davud: 4408)

 

Seyyidü’l-istiğfârı okuyan kişi, aynı gece veya gündüzünde vefât ederse; eğer Allâhü Te’âlâ Hazretleri dilerse cennete girer. (İbni Mace: 3862)

 

Seyyidü’l-istiğfârı okuyup sonra ölen kişi (gece ve gündüzünde vefat ederse) cennet ehlinden olur. (Müsned-i Ahmed: 16388)

 

Seyyidü’l-istiğfârı sabah okuyan akşama kadar kendisine (maddî ve manevî bir) musîbet dokunmaz ve bunu akşamleyin okuyan sabaha kadar musîbete uğramaz. (Kenzu’l-Ummal: 3583)

 

Seyyidü’l-istiğfârı sabah veya akşam okuyup vefat eden kişi, şehid olarak vefat eder. (Manevî şehidlerden olur. Bütün günahları bağışlanır ve yakınlarına şefaat eder.) (Kenzu’l-Ummâl: 3598)

 


[1] Senûsî (k.s.) Hazretleri, Cezâyir’de Tilmsân şehrinde yetişen tasavvuf büyüklerinden. Hadîs, kelâm, mantık ve kırâat âlimidir. Senûsî (k.s.) Hazretleri, Vâz ve nasîhatlerinde hep âlimlerden anlatır, onların sözlerini naklederdi. Kendinden hiçbir şey söylemezdi. Sohbetleri çok bereketliydi. Vâzlarında herkesin arzu ettiği öyle güzel meseleleri anlatırdı ki, sohbette bulunan herkes; “Sâdece benim için konuşuyor. Yalnız benim arzu ettiğim şeyleri anlatıyor.” derdi. 1490 (H.895) senesinde bir Pazar günü Tilemsân’da vefât etti. Vefâtında 55 yaşlarında olduğuna dâir kayıtlara da rastlanmıştır.