Dört Rek’at Namaz

İmam Hasan Basrî[1] Hazretlerinden rivâyet olundu. Buyurdular ki:

-“Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görmek istiyorsa; dört rek’at namaz kılsın.

Namazın her rek’atinde Fâtiha-i şerîfeden sonra zam­mi sûre olarak şu dört sûreyi okusun.

Duha sûresi,

İnşirah sûresi,

Kadir sûresi,

Zilzâl sûresi…

Namazda ka’de-i âhire (son oturuşa) oturduğu zaman; ettehıyyatü’den sonra salli ve barik dualarını yetmiş kere okusun.

Sonra selâm versin.

Uyku basıncaya kadar hiç konuşmasın. Hep Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne salât-ü selâm okusun. Bu kişi Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görür. (Saâdetü’d-Dareyn, s. 527)

 

Duhâ Sûresi18

        

Manası:

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla.

Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. ﴾1-3﴿ Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır. ﴾4﴿ Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın. ﴾5﴿ O, seni yetim bulup barındırmadı mı? ﴾6﴿Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? ﴾7﴿ Seni fakir bulup zengin etmedi mi? ﴾8﴿ Öyleyse yetimi sakın ezme. ﴾9﴿ El açıp isteyeni de sakın azarlama. ﴾10﴿ Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an.﴾11﴿

İnşirah Sûresi19

Manası:

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla.

Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? ﴾1﴿ Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı? ﴾2-3﴿ Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? ﴾4﴿ Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. ﴾5-6﴿ Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. ﴾7-8﴿

Kadr Sûresi

20

 

Manası:

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla.

Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. ﴾1﴿ Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? ﴾2﴿ Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. ﴾3﴿O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. ﴾4﴿ O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.﴾5﴿


[1]Hazret-i Ömer’in halîfeliği sırasında 641 (H.21) senesinde dünyâya geldi. Abdullah bin Abbâs, Enes bin Mâlik, Abdurrahmân binSemûre (r.a.e.) gibi sahâbilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu.  Hadîs, tefsîr, fıkıh ilimlerinde yüksek ilim sâhibi oldu. Bundan sonra Abdurrahmân ibni Semûre komutasındaki orduyla Sicistan’a giden Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyh, ilmî çalışmalarının yanında fetih ordularına da katıldı.  İbn-i Sîrîn ve Şâbî gibi zâtlarla da görüşüp sohbet eden Hasan-ı Basrî hazretleri pekçok talebe yetiştirdi. Onun yetiştirdiği zâtlardan iki yüz otuz altısının isimleri kitaplara geçmiştir. Hazret-i Ali ona icâzet vererek zikir telkiniyle ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmakla vazîfelendirdi. Sonra tarîkattaki ilk “Hilâfetnâme”yi yazıp Hasan-ı Basrî’ye verdi. Tarîkat ehli arasında usûl olan “İzinnâme, icâzetnâme” denilen yazılı kâğıt verme usûlü hazret-i Ali’den kaldı.